SYKP MYK: Soma’yı unutmadık, unutturmayacağız

Bugün, Soma’da 13 Mayıs 2014 yılında gerçekleşen, 301 işçinin hayatını kaybettiği madenci katliamının 6. Yılı. Soma madenci katliamı, Türkiye işçi sınıfının tarihine emek sömürüsünün en vahşi uygulamalarından biri olarak geçti.

Her yerde olduğu gibi, Soma’da da patronların kar hırsı işçinin iş sağlığı ve iş güvenliğinden daha önemliydi. Olası bir maden kazasının gerçekleşebileceği doğrultusundaki uyarılara, bu yönlü bilimsel raporlara, yer altında devam eden kömür yangınlarına rağmen üretimin arttırılarak sürdürülmek istenmesi katliamı kaçınılmaz kıldı Soma’da. Göz göre göre geldi işçi katliamı…

Soma’nın 6’ıncı yılında AKP İktidarı katliamdan ders çıkarmış görünmüyor. Yeni katliamlara davetiye çıkarılıyor. Katliamın ardından işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini artırma iddiasıyla hazırladığı yasalar, arka arkaya gelen ertelemelerle uygulamaya sokulmadı. TOBB Başkanı’nın işverenlere seslenerek “denetimleri kaldırdık, daha ne istiyorsunuz?” ifadesi, yeni katliamlara davetiye çıkarmaktan başka nedir ki?

Soma, diğer katliamlarda olduğu gibi, işçi katliamlarında sermayenin ve iktidarın rolünü çok çarpıcı bir biçimde gözler önüne sermiştir. Arka arkaya gelen ertelemeler, patronların sırtını sıvazlayan, üretimi umarsızca sürdürmelerini teşvik eden ifadeler yeni katliamların kapımızda durduğunun kanıtıdır.

Soma katliamının ardından “Yeni Soma’lar olmasın!” olmasın çağrılarına rağmen umarsızlık, duyarsızlık, tedbirsizlik, kayıtsızlık ve illa ki kar hırsı nedeniyle her yıl yeni işçi katliamlarıyla yüz yüze geldik! Geldik zira, aşırı kâr hırsı, özelleştirmeler, üretim zorlaması, taşeronlaştırma, esnek- kuralsız – güvencesiz çalışma ve devletin denetimden kaçınması katliamların arka arkaya gerçekleşmesini kaçınılmaz kılıyor. Hükümetin uluslararası sermayeyi Türkiye’ye çağırırken Türkiye’yi ucuz işgücü cenneti olarak tanıtması işçi katliamlarının süreceğinin çok açık göstergesidir.

Soma Katliamı’nın üzerinden 6 yıl geçti. Katliamın gerçek sorumluları hiçbir hakiki müeyyide ile yüz yüze gelmedi, hatta katliamın faili olarak tutuklanan isimlerin tümü pervasızca tahliye edildi. Çok kez talep edilmesine rağmen, kamu görevlilerinin davaya müdahilliği kabul görmedi; katliama varan sürecin hakikî içeriği, iktidarın ve sermayenin katliamdaki sorumluluğu gizlenmeye çalışıldı.

Türkiye’nin içine sürüklendiği bugünkü olağanüstü koşullarda, işçilerin zaten yetersiz olan ekonomik ve sosyal haklarını hedef tahtasına yerleştiren AKP İktidarı, 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni “Allah’ın bir lütfu” olarak gördüğü gibi, COVID-19 salgınını da sermayenin lehine yeni düzenlemeler yapma, işçilerin aleyhine yeni bir çalışma rejimi inşa etme fırsatı olarak görüyor.

Siyasal İktidarın COVID-19 salgınına karşı öncelikle sermayeyi korumaya alması, işçilerin hiçbir gerçek önlem sunulmaksızın ölümleri pahasına işyerlerinde çalışmaya zorlanması, yoksulları ölüm ve açlıkla sınayarak yeni bir çalışma rejimi inşasına girişilmesi, Soma Katliamı ve daha nice iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin gerçek failinin kim olduğunu çok açık biçimde göstermektedir!

COVID-19 salgınını sermaye lehine bir fırsata çevirmek isteyen AKP İktidarı şimdi de “normalleşme” kisvesi altında; esnek çalışma rejimini genişletme, salgın tehdidiyle toplumu daha çok yoksulluğa razı etme, vatandaş-devlet ilişkisini bir muhtaçlık ilişkisi şekline dönüştürme yolunda ilerliyor.

İşçiler, yoksullar, ezilenler, yok sayılanlar sermayenin bu kirli ve kanlı düzeninde yeni katliamlarla yüz yüze gelmekten asla kaçınamazlar.

Soma’da can veren maden işçileri başta olmak üzere, tüm iş cinayetlerinin takipçisi olacağımızı bir kez daha belirtiyor, sermaye iktidarına karşı mücadele eden ve direnen tüm işçileri, emekçileri selamlıyoruz!

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi 

Merkez Yürütme Kurlu

SHARE